Skip to content Skip to footer

Özellikle travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) başta olmak üzere, rahatsız edici anıların ve deneyimlerin neden olduğu duygusal sıkıntıyı azaltmak için kullanılan, çift yönlü göz hareketleri gibi uyaranlarla beynin bilgi işleme sistemini harekete geçiren bir yöntemdir.

UygulayıcıKlinik Psikolog - Yeşim NedimShare

EMDR, temel olarak beynimizin travmatik veya rahatsız edici anıları işleme ve depolama biçiminde bir “takılma” olduğunda devreye giren yapılandırılmış bir psikoterapi yöntemidir. Normalde, yaşadığımız olaylar beynimiz tarafından işlenir, anlamlandırılır ve anı olarak depolanır. Ancak travmatik veya çok rahatsız edici bir olay yaşandığında (bu, büyük bir kaza, doğal afet, saldırı gibi “Büyük T” travmalar olabileceği gibi, çocukluktaki aşağılanma, ihmal, zorbalık gibi “Küçük t” travmalar da olabilir), beynin doğal bilgi işleme sistemi aşırı yüklenebilir ve bu anı düzgün bir şekilde işlenemeden, yaşandığı andaki ham haliyle (duygular, düşünceler, bedensel duyumlar ve imgelerle birlikte) sinir sisteminde kilitli kalabilir.

Detaylar:

  1. Hedeflenen Sorunlar: EMDR en çok Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) tedavisindeki etkinliği ile bilinir. TSSB’de kişi, travmatik olayı tekrar tekrar yaşıyormuş gibi hissedebilir (flashbackler), olayla ilgili kabuslar görebilir, sürekli tetikte olabilir ve olayla ilgili yerlerden, kişilerden veya düşüncelerden kaçınabilir. Ancak EMDR sadece TSSB için değil; anksiyete bozuklukları, fobiler, panik ataklar, depresyon, yas süreçleri, performans kaygısı, kronik ağrı ve rahatsız edici anıların neden olduğu diğer birçok duygusal zorluk için de kullanılır. Temelinde, işlenmemiş ve rahatsızlık veren anıların bugünkü işlevselliği bozduğu durumlar hedeflenir.
  2. Çift Yönlü Uyarım (Bilateral Stimulation – BLS): Bu, EMDR’nin en belirgin özelliğidir. Terapist, danışandan rahatsız edici anıya odaklanmasını isterken, aynı anda çift yönlü bir uyaran sunar. Bu en yaygın olarak terapistin parmaklarını danışanın gözleriyle sağa ve sola takip etmesini istemesi şeklinde yapılır. Ancak sadece göz hareketleri değildir; kulaklıktan sırayla sağ ve sol kulağa ses verme (işitsel uyarım) veya danışanın dizlerine ya da ellerine hafifçe sırayla dokunma (dokunsal uyarım) gibi farklı BLS türleri de kullanılabilir.
  3. Beynin Bilgi İşleme Sistemini Harekete Geçirme: EMDR’nin arkasındaki temel teori “Uyumsal Bilgi İşleme (Adaptive Information Processing – AIP)” modelidir. Bu modele göre, beynimizin doğal olarak bilgiyi işleyip sağlıklı bir şekilde depolama eğilimi vardır. Travma bu süreci engeller. Çift yönlü uyarımın, beynin bu doğal işleme mekanizmasını yeniden harekete geçirdiği düşünülmektedir. Tıpkı REM uykusu sırasında göz hareketlerinin yaşanması ve bu sırada beynin gün içindeki bilgileri işleyip anıları konsolide etmesi gibi, BLS’nin de “takılı kalmış” anının beyindeki diğer anı ağlarıyla bağlantı kurmasını sağladığına inanılır.
  4. Amaç: Duygusal Sıkıntıyı Azaltma ve Yeniden İşleme: EMDR’nin amacı anıyı silmek değildir. Amaç, anının “yeniden işlenmesini” sağlamaktır. Bu süreçte, anıya eşlik eden yoğun olumsuz duygular (korku, utanç, öfke, çaresizlik vb.), rahatsız edici bedensel duyumlar ve olayla ilgili yerleşmiş olumsuz inançlar (“Benim hatamdı”, “Güvende değilim”, “Değersizim” gibi) azalır veya değişir. Anı artık geçmişe ait, rahatsız edici olmayan bir anı haline gelir. Kişi olayı hatırlar ancak artık eskisi gibi tetiklenmez. Anıyla ilgili daha gerçekçi ve olumlu bir bakış açısı (“Elimden geleni yaptım”, “Hayatta kaldım”, “Artık güvendeyim” gibi) geliştirilebilir.

Özetle EMDR, beynin kendi doğal iyileşme mekanizmalarını kullanarak, işlenmeden kalmış rahatsız edici anıların duygusal yükünü azaltmayı ve bu anıları kişinin hayat hikayesine sağlıklı bir şekilde entegre etmeyi amaçlayan, yapılandırılmış ve kanıta dayalı bir terapi yöntemidir.